1986-87 Öğretim yılında Küçükköy İmam Hatip Lisesine ulaşmak için kışın çamur olan yollardan geçmeniz gerekirdi. Bahçe düzenlemesi de olmadığından korumasız bir durumda olan okulun bataklık içindeki görüntüsü dışarıdan bakanları ürkütürdü. 4 katlı binanın camları dahi tam manasıyla takılmamış olduğu için esen rüzgar , okulda etkileyici bir hava sirkülasyonu yapar ortalığı tozduman kaplardı. Bir de bu duruma 80 kişilik devlet Parasız yatılı öğrencilerinin okulda barınması eklenince çatısı dahi olmayan bina da ne kadar zor anlar yaşandığını siz düşünün artık Başka okulların beyenmeyip kullanmadığı kırık - dökük sıralarda oluşturulan sınıflara öğrenciler yerleştiriliyor, Eğitim ve öğretim bu şartlar altında başlıyorduk. İşte böyle bir manzaranın hakim olduğu Küçükköy İmam Hatip Lisesine kaydolmuştu. Ersin Selçuk.
Binlerce öğrenciden biriydi. Öğrenciler arasında fark edilip öne çıkacak yönü yoktu, belki Ersin’in … Akıl- Baliğ olma dönemi öncesi ortaokul seviyesinde iken öğretmenler olarak belki biz farketmedik Ersin’in varlığını… Edebiyat Öğretmeni olarak O’ nu daha yakından tanıma fırsatını Lise 1. Sınıfta onların derslerini girince yakalamış oldum. Sınıf disiplinine uyumsuzluk gösteren bazı öğrencileri cezalandırmıştım. Benim bu yöntemimi beyenmeğip ağır bulmuş olacak ki bana karşı çıkmıştı. Seni ilgilendirmiyor, sen niye müdahaleci bir tavır takınıyorsun dediğimde bana - Ben size ve otoriterinize baş kaldırmıyorum ceza biçiminizi tenkit ediyorum. Bana yapılmamış olsa bile fark etmez demişti. O ‘nun bu tutumu karşısında, nefsime ağır geldiği için çok kızmış azarlamıştım kendisini . Ama bir taraftanda hoşuma gitmişti. Çünkü Ersin’in bu tavrı O’nun toplumsal yönünü , açığa çıkarıyor ve kişiliğinde hak tan yana bir davranış biçiminin oluşmakta olduğunu keşfetmiş bulunuyordum. Bu hadiseden sonra gözlem altında tuttuğum Ersin’in hep başarısı peşinde koştuğunu azim ve gayretle çalıştığını, sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini de fark ettim. Nitekim okuldan mezuniyetine müteakip İzmir 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandığını öğrendiğimde sevincim bir daha artmıştı. Yazımın başında da dediğim gibi zor şartlar altında, imkansızlıklar içersinde kıvranan Küçükköy İmam- Hatip Lisesi’nden bu topluma hizmet edecek hukukçular, Mühendisler, Doktorlar, öğretmenler çıkmıştı. Bu ne kadar mutluluk verici , gurur duyulacak bir olaydır. bunu yaşayanlar bilir. Küçükköy İmam- Hatip Lisesinden 1997 kasımında emekli olmuştum.
Bir süre sonra Gaziosmanpaşa Belediyesi Eğitim- Kültür ve sosyal işler Müdürlüğününü bünyesinde görev yapmaya başladığımda karşılaşmıştık. Ersin’le Burs konusunu soruyordu. Yönlendirici bilgiler verip eskileri yad ettik hep birlikte. Sonra zaman geçti genç bir hukukçu olarak hayata hazırlanmaya başlamıştı. Diğer taraftan da MGV çizgisindeki bağını koparmıyor, yönetimde görev alarak hizmetini sürdüyordu. Derken Gaziosmanpaşa kaymakamlığına yakın bir işmerkezinde hukuk bürosu açılışına davet etti bizleri. Gittik, hayırlı olsun temennisinde bulunduk. Aradan az bir zaman geçmişti ki Ersin’i Kimder ( Küçükköy İmam- Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği) sıfatıyla görev yapan bir misyonu üstlenmiş olarak gördük O’nu. Kıt kanaat oluşturulan kaynaklarla, Okul’dan mezun olanları bir araya getirip toparlamaya çalışıyordu. Bir başka yönden de şu anda eğitimlerini sürdüren öğrencilere yardımcı olmaya çalışıyordu. Yaptığı bu hizmetler kendini tatmin tatmin etmemiş olacak ki siyasi yelpazede de görev almış, hatta AGD ilede ilişkilerini iyice arttırmıştı. 2003 yılı Nisan ayında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümünde ince bağırsak ameliyatı olduğum için hastane de yatarken ziyaretime gelmişti. Öyle bir zaman diliminde beni yakalamıştı ki, tansiyonumun düştüğü, gözlerimin karardığı, ölüme çok yaklaştığımı hissettiğim o anda beni görünce, şimdi hayal - meyal hatırladığım o süreç içersinde karşılıklı duygusal anlar yaşamıştık. Şimdi ölümü tatmış olan Ersin beni geçmiş olsun, Allah şifalar versin temennisiyle ahirete hazırlık yapan bir durumda ziyaretime gelmişti.
Geleceğin toplumunu şekillendirmede önemli rol oynayacak olan gençleri yetiştirmek için çırpınan Ersin, duyduk ki 21 Ağustos 2005 pazar günü, o gözbebeğimiz olarak üzerine titrediğimiz gençlerle kampa gitmiş Şile yakınlarına…. Öğle namazını kılmak içni abdest alma düşüncesiyle denize indiğinde, denizin dalgası O’nu çekerek içine almış 48 saat sonra cesedi bulunan Ersin Kardeşimizin Mevlasına abdestli olarak kavuştuğunu düşündüğümde geride kalanlara çok acı verici bir durum belki, ama böylesine hayırlı bir ölümün bizlere de nasip etmesini niyaz ediyorum.
Allah’ın tasarrufundaki canlarımız Mevlamız tarafından ne zaman alınacak bilemediğimiz için Cenab-ı Hakk’ın tecellisi gereği Ersin Hocası olan bizden önce yaratıcımıza kavuştu. Biz ise dünya denilen çilehanede kimbilir, nerede nasıl, kaç, yaşında öleceğimizi bilmeden yaşıyoruz.
Senin ölümün bizim içimizi temizliyor, çünkü sen Mevlamızın huzuruna bir başarı öyküsü mirası bırakan birisi olarak anılacaksın. Bizi’de şimdi bulunduğun yerde karşılarmısın?…Allah (c.c.) rahmet eylesin kardeşim!
İhsan Yenice - Emekli Öğretmenlerimizden
Not: Bu yazıyı kaleme alan İhsan Yenice hocamız kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Allah gani gani rahmet eylesin.
ALLAH RAHMET EYLESIN COK SEVDIGIMIZ SAYGI DUYDUGUMUZ HOCAMIZDI IHSAN YENICE.. ANCAK..86 - 87 YILLARINDA OKULUMUZ KUCUKKOY DE IDI..YANILMIYORSAM 89 - 90 YILLARINDA TASINILDI SU DEPOSUNDA KI YENI BINA YA...